Açık uçlu sınavda zorluklar nedir?

Açık uçlu sınavda zorluklar nedir?



Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavının kaldırılmasının ardından Başbakan Binali Yıldırım, yerine gelecek sistemde açık uçlu soruların sorulacağını açıklamıştı. OECD PISA Direktörü Andreas Schleicher, bu yıl TEOG yerine getirilecek yeni sistemde sorulacak açık uçlu sorulara karşı, "Bunu değerlendirecek öğretmenler, uzmanlar iyi eğitilmeli. Gizlilik muhakkak sağlanmalı" diyerek uyarıda bulundu.

Bahçeşehir Koleji tarafından Antalya'da gerçekleştirilen Eğitim Liderleri Zirvesi'nde, Liseye Geçiş Sistemleri Değerlendirme Çalıştayı yapıldı. Akademisyenler ve eğitim liderlerinin katıldığı çalıştaya OECD PISA Direktörü Andreas Schleicher, video konferansla bağlandı.

OECD PISA uyardı!

Uzun yıllar boyunca dünya genelinde daha etkili olduğu için çoktan seçmeli sorular tercih edildiğini ifade eden Schleicher, şimdi öğrencinin kendi cevabını bulduğu sınavlara geçişinsöz konusu olduğunu belirtti. Schleicher şöyle konuştu:

"Açık uçlu sınavda zorluklar nedir?"

"Çoktan seçmeli sorular öğrencilerin farklı kriterdeki bilgilerini ölçmeye imkan vermiyor. Açık uçlu sorular ise öğrencinin bilgisini ve eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, analitik düşünme gibi farklı kriterlere göre ölçme değerlendirme yapılmasına imkan tanıyor. Açık uçlu sorulardan oluşan sınavın zorlukları da var. Bunu değerlendirecek öğretmenler, uzmanlar iyi eğitilmeli. Gizlilik muhakkak sağlanmalı. Son on yılda buna yönelik, yani açık uçlu sorulara yönelik büyük bir eğilim var. Türkiye'de de son dönemde açık uçlu sorulara yönelik eğilimin OECD ülkeleriyle aynı olmasından dolayı mutluyum. Bu sistemle öğretmenlerde artık daha yaratıcı çalışmalara başlayacaklardır. Bilginin yeniden üretildiği soruları bir kenara bırakacaklardır."

"Doğru amaca yönelik doğru sınav yapalım"

Geçmiş sınavlar hakkında bilgi veren BAU Eğitim Bilimleri Enstitü Müdürü ve BAU Washington DC Kurucu Rektörü Doç. Dr. Sinem Vatanartıran da şöyle konuştu:

"Bir yandan sınav kalksın diyoruz, bir yandan sınavsız kalmaktan korkuyoruz. Sınavsız hiçbir ülke yok. Merkezi yapılan sınavlar hemen hemen her ülkede var. Ama amaçları ne, sonuçları nasıl değerlendiriliyor. Burada bir takım düzenlemelere ihtiyacımız var. Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. TEOG'un kaldırılması kararı çok radikal bir değişiklik. Belki bu radikal değişiklikten olumlu bir sonuç çıkar. Sınavdan korkmayalım. Doğru amaca yönelik doğru sınav yapalım."

"Rapor bakanlığa sunulacak"

Farklı görüşlerden, paydaşlardan fikirler aldıklarını belirten Vatanartıran çalıştay sonucunda oluşacak raporu da Milli Eğitim Bakanlığı'na ulaştıracaklarını belirtti.

"Sınav içeriği tartışılmalı"

Bahçeşehir Koleji Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan da, TEOG-2'de, 17 bin birinci çıktığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yerleştirmelerde birçok kriterde de eşitlik bozulmadı. En son yaşı küçük olan öğrenciler rakiplerinin önüne geçerek özel okullar için kesin kayıt hakkı kazandı. TEOG öğrencileri sıralamada ayırt etmede sıkıntılar olduğunu gördük. TEOG'un içeriğinde problem vardı. Biz öğrencilerimizin geleceğin liderleri olmasını istiyoruz. TEOG ezber ölçen bir sınavdı. Liseye geçerken bir sınav olmalı ancak tartışılması gereken sınav içeriğinin nasıl olması gerektiğidir. Özel okulların farklı bir sınav yapması gerektiğine de inanıyorum. Geçen sene uyguladığımız FEN-TEK liselerine sınavsız geçiş sistemine bir örnek teşkil edebilir. Bu uygulamada öğrencilerimizin sadece TEOG puanlarına bakmadık. Öğrencilerin şimdiye kadar yaptıkları portföylerine baktık. Öğrenci sanat, spor ve bilimde neler kazanmış ona baktık. Üçüncü bir kriter olarak öğrencilerle mülakatlar yaptık. Türkiye'nin kalkınması için projelerinin olup olmadığını sorduk. Okulların sınava hazırlama dışında, öğrencilerin portfolyolarına bakarak yönlendirme yapmaları gerekiyor."

"En büyük yanlış diğer ülkelerin eğitim sistemlerini transfer etmek"

BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz de, en büyük yanlışın diğer ülkelerin eğitim sistemlerini transfer etmek olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

"Bir eğitim sistemi içerisinde tüm alt sistemler birbirine bağlıdır. Eğitimde yapılan bir değişiklik ekonomiyi etkiler. Ekonomideki değişiklik eğitimi etkiler. Eğitimde yenilik çok yönlü düşünülmeli, ülke içerisinde bütüncül olmalı ve her yönü ile tasarlanmalıdır."

Okullar arasındaki denge kurulmalı

Hacettepe Üniversitesi Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.Selahattin Gelbal da şöyle konuştu:

"İller arasında öğrenci akışına bakılmalı. Rehberlik servisleri iyi çalışmalı. Öğrencileri yönlendirilmelidir. Nitelik ve niceliksel olarak okullar arasındaki dengeyi kuralım. Bunları yapmazsak önümüzdeki sınavlar hiçbir zaman bitmeyecektir."

MEB